Ölü bir Fransız şair, Ülkü Tamer'in öğrenci kimliğini nasıl imzaladı?

07.02.2020

İtalyan asıllı Fransız şair, yazar ve sanat eleştirmeni Guillaume Apollinaire’in, Türk şair, gazeteci, oyuncu ve çevirmen Ülkü Tamer’e imza verdiğini biliyor muydunuz? 

 

Haşim Celâl Bey amma da saçmaladınız, kronoloji ilmi diye bir şey var, olmaz öyle şey mi diyeceksiniz!

 

Doğru, Guillaume Apollinaire 26 Ağustos 1880’de doğmuş,  9 Kasım 1918’de ölmüş, Ülkü Tamer 20 Şubat 1937’de doğmuş, 1 Nisan 2018’de ölmüş.

 

Şu halde nasıl oluyor da oluyor?

 

Şöyle oluyor, Ülkü Tamer’in Yaşamak Hatırlamaktır-Anılar Kitabı’ndan okuyalım:

 

1958 güzü. (İstanbul Üniversitesi) Hukuk Fakültesi’ne gidiyorum. Daha doğrusu, Hukuk Fakültesi kantinine. Girdiğim ilk dersi on beş dakika kadar izledikten sonra aklım başıma gelmiş, kendi kendime, “Hukukçu olmayacaksın; burada ne işin var?” diye sormuş, amfinin arka kapısından sıvışarak kapağı kantine atmıştım.

 

Onat Kutlar, “İnsan önce Hukuk Fakültesi kantininden  mezun olur, sonra da Hukuk Fakültesi’nden mezun olur,” derdi.

 

Ben de kantine devam edenler arasında yerimi almıştım. Sabahları Onat, Ferit Öngören, Raif Ertem, Demir Özlü, Ergin ertem, koca bir masanın çevresinde toplanır, edebiyat sohbetlerine dalardık. Zaman zaman Edebiyat Fakültesi kantininden Adnan Özyalçıner, Kemal Özer, Doğan Hızlan da ziyaretimize gelirdi.

 

İlk yarıyılı böyle geçirdim. Ocak ayında tatil vardı. Antep’e gidecektim. Tren bileti almadan önce şebekemi, öğrenci kimliğimi imzalatmam gerekiyordu. Yoksa tam bilet almak zorunda kalacaktım. Sekreterliğe çıkıp şebekemi uzattım.

 

Görevli, “Önümüzdeki hafta gelin,” dedi. Şebekeye  imza mührünü basacak kişi hastaymış.

 

“Nasıl olsa mühür,” dedim. “Siz basın.”

 

Görevli, “Olmaz,” dedi.

 

İki gün sonra tatile gireceğimizi, Antep’e gideceğimi söyledim.

 

“Ben karışmam,” dedi görevli.

 

Kim karışacaktı peki? Görevlinin hastalığı yüzünden öğrenci bileti alamayacak mıydım? Suç bende değildi ki!

 

O gün öğleden sonra Yeditepe’ye gittim. Hüsamettin Bozok, yeni yayımlayacağı bir kitabın, Çağdaş Fransız Şiiri Antolojisi’nin sayfa düzenini yapıyordu. Masanın üstü ufacık klişelerle doluydu.

 

“Nedir bunlar?” diye sordum.

 

“Şairlerin imzaları. Fotoğrafların yanına koyacağım.

 

Klişeleri önüme yaydım. Prévert, Eluard, Rimbaud, Jacob… Guillaume Apollinaire’in imzasını beğendim. Şebekemi çıkardım. Apollinaire klişesini ıstampada mürekkepledim.

 

“Ne yapıyorsun” dedi Hüsamettin Bey.

 

“Şebekemi  Apollinaire’e imzalatıyorum.”

 

Klişeyi şebekeme bastırdım. Apollinaire’in imzası pırıl pırıl çıktı.

 

Ertesi gün Haydarpaşa’ya gidip biletimi aldım. Gişe memuru şebekemi inceledi. Tamam! Antep’e gidip gelirken trende de kimbilir kaç kondoktörün denetiminden geçti Apollinaire imzası!

 

O yıl hiç zahmet edip sekreterliğe çıkmadım. Öteki dönemlerde de Apollinaire imzaladı şebekemi.

 

Garip bir şey yoktu ki bunda. Bir Fransız şair, kendisini pek seven genç bir Türk şaire imza veriyordu.

 

ülkü tamer gençliği ile ilgili görsel sonucuÜlkü Tamer apollinaire ile ilgili görsel sonucuGuillaume Apollinaire