Nuri Pakdil’in ısrarla gıdıkladığı adam

27.03.2020 / 14:44

Nuri Pakdil’in ısrarla gıdıkladığı adam

YENİ TAYFA

 

Nuri Pakdil’in -Edebiyat Dergisi Yayınları’nca üç cilt halinde basılan- mektuplarından devrimci ciddiyet akıyor.

 

Bunun gereği olarak biz de onları okurken bütün ciddiyetimizi kuşanıyoruz.

 

Derken…

 

O da ne?

 

Dava arkadaşı Nuri Şahin’e (ki kolay kolay gülmemeyi, hatta fevkalade zor gülmeyi şiar edinmiş bir ağabeyimizdir) yazdığı 1 Aralık 1982 tarihli mektubuna şöyle başlamış üstad:

 

Sayın Şahin,

Sizi, sürekli gıdıklıyorum ya, bir türlü güldüremiyorum. İşin hoş yanı da, kendimi ‘Güldürme Ustası’ diye bilmem.

Merak etmeyin, sizi, önünde sonunda güldüreceğim.

 

İki ay sonra (1 Şubat 1983), hâlâ gülmemiş olacak ki, Nuri Bey “Harlı bir merhaba”dan sonra şu satırlarla bir kere daha gıdıklıyor Sayın Şahin’i:

 

Umuyorum ki, bir gün, vicdanınızı ayağa kaldırarak, şöyle bir kahkahayla güleceksiniz ki, Kızıltoprak-Feneryolu hattından, Galippaşa Camii müştemilatına sıçrayacak –yaa, o manav yok artık; (biraz pahalıydı ama, olsun, meyveler çok güzeldi); kadınlarımızın makyaj, manikür, pedikür, epilasyon, losyon, vb’leriyle, bilumum güzellik müstahzaratı gereksinimlerini karşılayan ‘La Belle’dir şimdi orası; tabiî, biliyorsunuz ya, yine de bu notu buraya düştüm- ve buradan da Marmara sahillerini ve mücavir, kasaba ve köylerini cevalanlayıp, oradan da Ankara’yı bir gün bulacaksınız!

 

Olmuyor, olmuyor, olmuyor; Sayın Şahin gülmüyor, gülmüyor, gülmüyor…

 

Üstadın 11 Şubat 1983 tarihli mektubundan:

 

Sn. Şahin,

Gıdıklanmanız için, görüyorsunuz, her şeyi yapmaya çalışıyorum.

İnsanları güldürebilmek çok azîm bir iştir.