Müslüman olan Koreli Youtuber Jay Kim'le söyleşi

27.01.2020 / 15:31

Müslüman olan Koreli Youtuber Jay Kim'le söyleşi

AYŞE ALBAYRAK

 

İslam, gündeminize ilk nasıl girdi?

 

Orta okuldayken 11 Eylül saldırısı yaşanmıştı ve o zaman bütün gün haberlerde bu olaydan bahsediliyordu. Bu haberleri izleyip sürekli “İslam” sözcüğünü duyduğum için o zamandan itibaren Müslümanların ve İslam’ın tehlikeli olduğunu düşünmüştüm. Çünkü medya sürekli savaş ya da terör gibi şeyleri gösteriyordu.

 

İslam’a dair düşünceleriniz ne zaman ve nasıl değişmeye başladı?

 

Müzik bölümünden mezun olduktan sonra kendi müziğimi insanlara dinletmek için Youtube yayını yapmaya başladım. Bu yayın sayesinde Endonezyalı fanlarım oldu. Canlı yayını izleyen Endonezyalı bir arkadaş Endonezya’da bir konser vermemi istediğini söyledi. O arkadaş vasıtasıyla Endonezya’ya gidip konser verdim. İlk defa gittiğim bir ülkeydi ve gerçekten çok şaşırmıştım. Endonezya’nın Müslüman nüfusu bu kadar yüksek olan bir ülke olduğunu bilmiyordum. İlk vardığım anda başörtülü insanlar dikkatimi çekmişti. O zamanlar başörtüsüne dair bir miktar olumsuz düşüncelerim vardı, ama Endonezyalı arkadaşlar neden başörtüsü taktıklarını güzelce açıkladıkları için düşüncelerim değişmeye başladı.

 

Başörtüsüne dair ne gibi olumsuz düşünceleriniz vardı?

 

Kadınların, kocaları veya babaları tarafından zorlanarak, istemeden örtündüklerini zannediyordum. Başörtüsü denen şeyin kadını alçalttığını düşünüyordum. Ancak Endonezya’da neden başörtüsü taktıklarını bizzat sorduğumda aldığım cevaplar düşüncelerimi değiştirdi. İslam’da başörtüsünün kadını alçaltmak için değil aksine kadını korumak için var olduğunu öğrendim.

 

Endonezya’dan başka bir İslam ülkesini ziyaret ettiniz mi?

 

Evet, Tunus’a gittim. Endonezya’dayken Tunus’taki bir K-Pop festivalinden davet aldım ve orada gösteri yapma imkânı buldum. Müzik dinletmeye gittiğim için çok ama çok eğlenceliydi. İlk başlarda endişelenmiştim, ama herkes güler yüzlü ve kibar olduğu için endişemin yersiz olduğunu anladım.

 

Bu iki ülkeye gittikten sonra kafanızda Müslümanlara dair nasıl bir imaj oluştu?

 

İki ülkede de hissettiğim ilk şey insanların sürekli gülümsemesi ve çok kibar olmasıydı. Kore’den çok farklıydı. Biz tanımadığımız insanlara genelde gülümsemeyiz, ama bu ülkelerde beni gören herkes gülümseyerek selam verip benimle konuşuyordu. O zamandan itibaren “Demek ki Müslümanlar medyada gösterilenden farklı” diye düşünmeye başladım. Sonrasında “Biraz araştırma yapsam iyi olur” diye de düşündüm.

 

İslam’la ilgili videoları çekmeye nasıl başladınız?

 

İlk başlarda Youtube’a başlama sebebim müziğimi tanıtmaktı. İki sene boyunca bu şekilde müziğimi tanıtarak devam ettim, ama ilk seneden sonra biraz sıkıcı olduğunu hissettim. O sıralarda maddi durumumuz da pek iyi değildi ve üniversiteye gidiyordum. O durumda markette çalışmaya başladım. Markette çalışırken birden müziği bırakmak zorunda olduğum için depresyona girdim ve yapmak istediğim şeyleri yapamadığım için çok bunaldığımı hissettim. İnsanlarla iletişim kurabileceğim, kendi başıma yapabileceğim bir iş istiyordum. Bu yüzden markette çalışırken fikirlerimi küçük senaryolara dökmeye başladım. Endonezya tecrübemi anlatmamın da eğlenceli olacağını düşündüm. Açıkçası İslam’la alakalı pek öyle derin düşünmemiştim. Videoyu öylesine, eğlence olsun diye çektim.

 

Ne zaman İslam’la ilgili derin düşünmeye başladınız?

 

İlk başlarda İslam’la alakalı sadece kültür, yemek, adet gibi şeyleri merak ediyordum. O sıralarda ne yapacağımı bilmediğim ve sürekli hayatla ilgili sorular sorduğum bir dönemdi. Kim olduğum, nerden geldiğim ve nereye gittiğimle ilgili sorular. Bu sorularıma cevap bulamadığım için bunalıyordum. Bu yüzden Youtube sayesinde insanlarla konuşup, bizzat sorular sorup cevap alabildiğim için çok şanslı olduğumu düşünüyorum. Müslümanlarla muhatap oldukça “Bu insanlarda bende olmayan bir şey var”, “Bu insanlar neden bu kadar mutlu?” gibi şeyler düşünüp yavaş yavaş İslam’la ilgili de derin düşünmeye başladım sanırım.

 

Müslüman olma fikri nasıl doğdu?

 

Bunu ilk Ramazan’da düşündüm. İlk başlarda video yorumlarında “Oruç tutmaya ne dersin?” gibi şeyler olduğu için oruç tutmuştum. Oruç tutarak Müslümanları biraz daha iyi anlayabileceğimi düşünmüştüm. Ancak oruç tuttuktan sonra suyu içtiğim ilk an “Oh be” dediğimde bir minnet hissettim. Ve bu his beni etkiledi. “Normalde zaten hep yiyip içiyoruz, birdenbire bu minnet hissi de nereden çıktı?” diye düşündüm. Burada, bu suyu içerken bana bu minneti hissettiren ve bu durumu yaratan bir yaratıcı olduğunu hissettim. Bu durumu kim yaratmıştı? Bu hisle başa çıkmaya çalışırken “Beni yaratan ve kendisi yaratılmayan kim?” diye düşünmeye başladım. Okulda her şeyi bilimsel olarak açıklasalar da tüm her şeyin net olarak başlangıcını öğretmiyorlar. Bu yüzden beni kimin yarattığı merakını ilk Ramazan’da hissettim. O sıralarda bir Koreli Müslüman’dan mesaj aldım. Buluşmaya karar verdik. Bu kişiyi metroda ilk gördüğümde adeta ışık saçtığını hissettim. Etrafındaki herkesten farklıydı. “Bu da ne?” dedim kendi kendime. Çok şaşırmıştım. Bana her zaman gülümseyerek ve anlaşılması kolay bir şekilde cevaplar verdi. “Yüzünden adeta ışıklar saçan bir insan bana bu şekilde cevaplar veriyor, bir şeyler öğretiyor, ben de onun gibi olmak istiyorum” diye düşündüm. Müslüman olmayı ilk o sıralarda düşünmüştüm sanırım.

 

Müslüman olmadan önce endişeleriniz var mıydı?

 

Vardı tabii. “Ben her şeyi anladım ve kabul ettim ancak acaba beni, olduğum gibi anlayıp kabul edecekler mi?” diye endişeleniyordum. Her iki taraftan da insanlar beni yanlış anlayacak diye korkuyordum. Çünkü Korelilerin çoğu beni olduğum gibi kabul edemiyor, Müslümanların bazıları ise İslam’ı kullandığımı düşünüyordu. Mesela Endonezyalı bir arkadaşım vardı. Videolarımı gördükten sonra “Benim Allah’ımı kullanma! Böyle yaparsan cehennemde yanarsın!” demişti. Bir yakınımdan böyle bir tepki almak beni şoke etti. Endişelerim de artmıştı.

 

Müslüman olduktan sonra çevrenizdekilerin tepkisi nasıl oldu?

 

Müslüman arkadaşlarımın hepsi çok mutlu oldular ve beni tebrik ettiler, ama Korelilerin tepkisi o kadar olumlu değildi. Mesela annem şu anda destekliyor desteklemesine, ama başlarda her domuz etiyle yemek yaptığında ve ben yiyemeyeceğimi söylediğimde “Çık dışarı, dışarıda ye!” diyordu. O yüzden çıkıp dışarıda yediğim çok oldu. Eskiden ailecek Kore kültürünün vazgeçilmezi olan “Samgyopsal” (Izgarada domuz göbeği), ama artık yemediğim için annem sürekli şikâyet ediyor ve her gün “Kiliseye gidelim” diyor. Babam annemden farklı olarak istediğimi yapmamdan yana. Dedemse aralarında en olumlu tepkiyi veren, açık görüşlü olan ve beni destekleyen kişi.

 

Müslüman olduktan sonra hayatınızda ne gibi değişiklikler oldu?

 

Yeme kurallarına uymanın neredeyse imkânsız olduğunu düşünüyordum, ama düşündüğümden iyi gidiyorum. İslam’ın kolay bir din olduğunu düşünüyorum, çünkü her şeyin bir izahı var. Anlaması çok kolay. Takip edilmesi zor bir din değil. Müslüman olduğumdan beri hayatım kolaylaştı. Hayatta cevap diye bir şey olmadığını ve hayatın çok zor olduğunu düşünürdüm, ama Müslüman olduktan sonra düşüncelerim değişti. Mesela önüme bir sıkıntı çıktığında “Evet önümde bir sıkıntı var. Bu sıkıntıyı atlatırsam Allah beni ödüllendirecektir” diye düşünüyorum. Mutluluk verici bir şey olduğunda da onun Allah’tan bir hediye olduğunu düşünüyorum. Tek yapmam gereken İslam’a ve kendime güvenmek.

 

Sizin Müslüman olmadan önceki bunalımlarınız, Kore toplumunda yaygın mıdır?

 

Neredeyse hepsi yaşıyor o bunalımı. Hayatın amacını iyi bir görünüm, konum, para, ev, araba gibi şeyler olarak belirledikleri için bunların arasından birini bile elde edemediklerinde depresyona giriyorlar. Hepsini elde etseler de tatmin olmayıp yine depresyona giriyorlar. Hep daha iyisini istedikleri için. Ama eşya mutluluk veremez. O yüzden insanlar çok şeye sahip olsalar bile içten içe yalnız hissediyor ve kafalarındaki sorulara cevap bulamıyorlar. Hayatlarında bir amaç olmadığı için intihar ediyorlar. Allah’a inandıktan sonra benim yalnızlığım geçti. Kur’an-i Kerim’de de en sevdiğim ayet "O, nerede olursanız olun sizinle beraberdir.” Nerede, ne yapıyor olursam olayım Allah hep benimle olduğu için hem kalbim hem zihnim huzurlu. İleride başıma ne gelirse gelsin kendime güvenim var. Ne yaparsam yapayım Allah hep benimle olduğu için her daim yeniden ayağa kalkabileceğimi düşünüyorum. Durum ne olursa olsun benim tarafımda birinin olduğunu bilmek çoğu Korelinin hissettiği yalnızlığı hissetmememi sağlıyor.

 

Kore toplumunda bir Müslüman olarak yaşamak nasıl bir şey?

 

Kolay bir şey değil. Hem yemek çok sorun hem 5 vakit namaz kılacak yer bulmak sorun hem de içki kültürü sorun. Bazı genç Koreli Müslümanlar var, ama toplum baskısı yüzünden sosyal medyada kendilerini göstermiyor veya Müslümanlıklarını toplumdan gizliyorlar. Kendi ailesine söylemeyen dahi var. İşte sınav denen şey bu zor durumda bile inancını korumak. Allah bizi zaten hemen cennete koyabilirdi, önemli olan bu durumda bu şekilde yaşamamızın bir sebebi olduğunu bilmek.

 

Kore’de Müslüman nüfus daha fazla olsaydı, bunun toplumsal hayata olumlu bir etkisi olur muydu?

 

Kesinlikle olurdu. Kore, doğum oranı en düşük, intihar oranı en yüksek ülke. İnsanlar kendi mutsuzluklarını çocuklara aktarmamak için doğum yapmıyorlar. İnançları olmadığı için depresyonu yenecek güç de bulamıyorlar. Depresyonun başlıca sebebi, sürekli rekabet hali. Kore’de Müslüman nüfus biraz daha fazla olsaydı rekabet bu denli fazla olmazdı. Koreliler her zaman kendilerinden daha iyi durumda olduğunu düşündükleri kimselere bakarak, sahip olduklarından daha iyisini, güzelini istedikleri için mutlu değiller. Müslümanlarsa “Ben şu kişiden hem daha az kazanıyorum hem de daha kötü bir evde yaşıyorum, ama inancım güçlü olursa öbür dünyada büyük bir ödül alacağım” şeklinde düşündükleri için şiddetli bir şekilde rekabet etmiyor ve mutlu olabiliyorlar. İslam’ı öğrenmeye başladıktan sonra hayatın bir yarış olmadığını anladım. Sonuç da önemli tabii, ama sürecin de önemli olduğunu öğrendim. Koreliler de biraz böyle düşünebilseydi Kore toplumu şu anki durumda olmazdı.

 

(Kaynak: www.ankaraekspresi.com)