İyi bir adam hakkında tek cümle

27.01.2020 / 15:23

İyi bir adam hakkında tek cümle

Şair Mehmet Aycı, aktivist-hekim Bahadır İslam’la geçirdiği bir günü Hece dergisinde “Doktoru daha çok sevdim” başlıklı bir yazıyla anlattı. Yazı tek cümleden ibaret; ama upuzun ve dopdolu. Dopdolu ve ışıl ışıl. Derin bir nefes alıp başlayalım okumaya:

 

 

Eskiden de severdim, Bosna Dayanışma Derneğine uğrardım, buradayken bile aklı fikri hatta bedeni Bosna’nın her karışındaymış gibi bir kendini vermişlikle, bir adanmışlıkla Bosnalıların yanında yer aldı, bir ara gönüllü doktor olarak Bosna’ya da gitti, dünyanın neresinde bir felaket olsa, bir deprem olsa gönüllü koşar, gidebilirse gider, yara sarardı, nereye gitse imparatorluk genişliğinde bir merhametle kuşanırdı yüzü, yüzü adeta vicdan kesilirdi, başka özelliklerini o zaman bilmiyordum, gezginliğini, doğa tutkusunu, Türkiye’nin ağacından kuşuna, böceğinden obruğuna, deresinden kanyonuna her noktasını karış karış gezdiğini ve sevdiğini bilmiyordum, hafta sonları Gökhan Özcan, Selçuk Azmanoğlu, bazen Ercan Şen, bazen Hakan Albayrak, bazen Mehmet Aytek dâhil bu ekibe arabaya doluşup dağa çıktıklarını, mütemadiyen fotoğraf çektiklerini bilmiyordum mesela, nerenin suyu iyidir, nereye kaç yoldan gidilir bunu doktora sormalıydı, nerede ne yenir bunu en iyi doktor bilirdi, üç günlük, iki gece kalmalı programlar yaparlardı, bunları bilmiyordum, birkaç defa beni de çağırdılar bu gezilere, ben sabah namazından sonra yatıyordum onlar sabah namazından sonra yola çıkıyorlardı, yine de razıydım, misafirim geldi gidemedim, bir ara Göksu’ya dökülen Dıngır Deresi’nin videosunu gönderdim doktora, anında aradı, bu renk, bu turkuaz bir de Neretva’da var dedi, burayı görmeden görürsem gözüm açık gider dedi, bir program yapalım, Selçuk’la Gökhan’ı da alalım gidelim, hem senin birader muhtar oldu, hayırlı olsun ziyareti olur dedi, kararlaştırdık, Ankara’dan sabah namazında yola çıktık, Gökhan Özcan gelemedi, Cem Sahir İslam geldi onun yerine, Karapınar’da kahvaltı yaptık, Obruk Han’ı gördük, birkaç göle götürdü bizi, tabii her yerde fotoğraf çekiyorlardı, Obruk Han’ın yanındaki bir ağaçta baykuş aradık, sonra Ömer Halisdemir’in kabrine gidip Fatiha okuduk, Yahyalı’ya vardık, Yahyalı-Mansurlu-Feke yoluna girdik, karanlık bastı, gökte yıldızlar çok yakındı ama ay yoktu, birkaç defa yolumuza oklu kirpi çıktı, yolda durup ormanın sesini dinledik, 19 saat araba kullandı, bana mısın demedi, gece birde bizim baba evine vardık, yemek yiyip yattık, üç saat uykudan sonra çivi gibi ayaktaydım, baktım doktor da uyanmış, kahvaltıdan sonra Göksu’ya geri geldik, oradan Karakuyu köyüne çıktık, coğrafyanın bitki örtüsü kısa mesafede deşiyordu, sedirden meşeye, çamdan ardıca, ardıçtan sedire pek çok ağacı beş on kilometre içinde gördük, ne çok fotoğraf çektiler Allah’ım, Selçuk’la çektikleri fotoğrafları birbirlerine gösterip birbirlerini takdir ediyorlardı, Karakuyu’da durduk, gazoz içtik, bakkaldaki üç çocuğa da gazoz ısmarladım, ardıçlık yollardan Kapaklıkuyu istikametine gittik, yaylada arpalar biçilmiş ekine yeni girilmişti, yolumuz üzerindeki mezarlıkta bir bayrak dalgalanıyordu, güneşte rengi gitmişti, eskimişti, durdu, şu bayrağı değiştirelim dedi, arabayı ardıcın dibine çektik, yeni bir bayrak çıkardı arabadan, bir komando bıçağı çıkardı, bir kurşun kalem çıkardı, direkteki bayrağı indirdik, kalem işe yaramadı, mezarlığın çitinden bir tel kopardık, ipi yeni bayrağa geçirdik, bayrağı direğe çekip sabitledik, rüzgar esmeye başladı, çıkardığımız solgun bayrağı öperek katladı, bu bende hatıra kalsın dedi, ardıcın gölgesinde birer cigara içtik, doktor içmedi,  oradan Ayvacık köyünden geçerek daire çizip tekrar Değirmenciuşağı’na indik, Dıngır’ın çıktığı göze gittik, gözleriyle çınar ağaçlarını sevdi, devasa kayaları sevdi, kayaların kıvrımlarını, mağaralarını, kayanın yüzünde biten ardıç ağaçlarını sevdi, suyu sevdi, suyun rengini sevdi, suyun gözünü sevdi, buradan suyu Sarı Saltık’ın çıkardığına inandı, bunu söylemedi, hani demişler ya bir insanı tanımak yol arkadaşlığı yapacaksın diye, arkadaşlığı on numaraydı, iki günlük bir gezide doktoru bir sevdim, bir sevdim…