Şirinler Troçkist proleter mi, yoksa ırkçı aristokrat mı?

27.01.2020 / 22:04

Şirinler Troçkist proleter mi, yoksa ırkçı aristokrat mı?

Pierre Culliford’un kaleminden çıkan Şirinler’in siyasi, etnik veya sınıfsal arka planıyla ilgili teorilere bir kuş bakışı

 

AYTÜL NAMİB EREN

 

İnsanın sosyal yaşamındaki tüm kritik anlarda, akılcı güçler tereddüde düşer ve mitler yeniden doğar.

 

Mitoloji; karton kahve bardağının üstünde, sinema sahnesinde, şarkı sözlerinde, reklam sloganlarında, marka logolarında, çizgi film karakterlerinde, bilgisayar oyunlarında yeniden üretilir.

 

İnanmamız, korkmamız, önemsememiz gereken şeyler, çağın getirisi yeni mecralarda bize tekrar tekrar anlatılır.

 

Dünyanın büyük bir kısmı Amerika’nın yenilmez olduğuna inandıysa, bunda Hollywood’un etkisi büyüktür. Ve tabii onun da öncesinde çizgi romanların.

 

Kahraman kültüne en çok ihtiyacı olan, destanı, masalı, ninnisi olmayan Amerika’dır. Onun da süper kahramanları vardır.

 

Masalların sonu genelde mutlulukla biter. Doğruluk, cömertlik, dürüstlük gibi erdemler öğütlenir. Kötüler elbet bir yerde cezalandırılır. Destanlardaysa; fedakarlık, kahramanlık, yüce gönüllülük yapanların adı anılır. Kapitalizmin çocuklara yeni şeyler söylemesi lazımdır. Ve bunun için de çizgi film şirketleri vardır.

 

Yeni kahramanlar üretilerek, yeni nesiller yeni dünya düzenine hazırlanır. Pek üzerinde durulmaz ama propagandanın en güçlü alanlarından birisi, çizgi filmlerdir. Çünkü en yumuşak karnınıza, en sevimli şekilde yumruklarını sallarlar.

 

Çizgi film karakterlerinin neleri temsil ettiği son dönemlerde oldukça popüler bir konu. Birçoğu komplo teorisine kaçsa da, iletişim bilimi ve mitoloji açısından yapılan doğru yorumlar da var.

 

Şirinler’in arka planı konusu mesela…. Hepiniz, onların devrimci olduğunu okudunuz, biliyorum. Söyleyeceklerim bunlardan biraz fazlası. Cevabını bulamadığım bazı sorular var.

 

Bildiğiniz gibi Şirinler; Belçikalı çizer Pierre Culliford nam-ı diğer Peyo’nun çizgi romanı. Pek çok çizgi roman gibi Amerika’nın çizgi filme dönüştürdüğü eserlerden.

 

Bu çizgi film, benim çocukluğumda bir tabuydu. Babam asla izlememize izin vermezdi. Mantar dibinde yaşayıp çilek toplayan bu tatlı yaratıklar için “gomunist” diyordu. “İyi bir çocuk olursanız, belki Şirinler’i görürsünüz” mottosu bile onu ikna edememişti. Onların istediği gibi “iyi bir çocuk” olmamızı istemiyordu.

 

Ben Şirinler’in siyasi temsilleriyle ilgili iddiaları üniversitede okurken öğrendim.

 

ŞİRİNLER TROÇKİST/ENTERNASYONALİST Mİ, IRKÇI MI?

 

Çizer Peyo’nun Rahmetli Barış Manço’ya verdiği röportaja rastladım. Barış Manço’nun yabancı dil konuşma maharetini hayranlıkla seyrettim. Peyo defalarca Şirinler isminin yani Smurf daha da orijinal adıyla Les Schtroumpfs’un anlamsız bir kelime olduğunu vurgulayıp durdu. Arkadaşlarına bir gün “uyduruyorsun” demek için bu kelimeyi kullanmış, hoşlarına gitmiş. Gülmüşler ve kahramanlarının adı da böylece konmuş.

 

Peyo; Şirinler’in 100 yaşında olarak doğduğundan, çizer olarak kendisinin ticari kaygısı olmadığından, bu sevimli şeylerin her yerde yaşayabileceklerinden filan bahsetti. Başka da bir şey demedi. Yıl 1989’du. Ve Peyo, çöken komünizmin altında kalmak istemiyordu.

 

Fakat Peyo’nun çizgileri deşifre olmuştu bir kere. Şirin Baba’nın Karl Marx, Gözlükçü Şirin’in Lev Trokçi olduğu da keşfedilmişti. Komün köy sisteminde yaşayan Şirinler’in düşmanı Gargamel’in, cübbesiyle papazları yani Hıristiyan dünyasını, kedisi Azman’ın ise İslam dünyasını temsil ettiğini de söylediler. Hatta her ikisini de kapitalizm olarak yorumlayanların da sayısı fazlaydı.  Bir de Gargamel’in saçları dökük, burnu kemerli ve para sever biri olarak resmedilmesinden dolayı, Yahudilere hakaret olarak çizildiğini bile iddia edenler olmuştu.

 

Ciddi ciddi koca koca profesörler Şirinler’i ırkçılık yapmakla suçladı. Bir bölümünde Şirinler’in bir büyünün etkisinde kalarak siyaha dönüşmelerini ve kötüleşmelerini de, siyah ırk karşıtlığı olarak listeye eklediler.

 

Bütün büyüyü bozmuşlardı.

 

Fakat benim aklımda şu soru vardı: Şirinler neden maviydi? Mavi özgürlük rengi olduğu için diyenler vardı.

 

Öyle miydi?

 

Aklıma, Mavi Kan yani seçkin insan olmanın mitolojide sürekli üretilen bir şey olduğu geldi.

 

Mavi Kan deyiminin nereden geldiğine dair; saf kan olma, güneşe çıkmadığı için beyaz tenli olma, uzaylılarla karışma gibi yorumları olsa da gerçek son derece basitti.

 

Eski zamanlarda asiller yani zenginler, gümüş tabaklarda gümüş çatallarla yemeklerini yer, gümüş kadehlerle içeceklerini yudumlarlarmış. Bu kalantor insancıklar, gümüşle bu kadar haşır neşir olmanın sonunda “arjiri” denen bir hastalığa yakalanarak tenleri ciddi ciddi maviye çalmaya başlarmış. Günümüzde bile gümüş alerjisi sonucu mavileşme sorunu yaşayan insanlar var.

 

Şirinlerin mavi olmasının nedeni de mavi kan olabilir miydi?

 

 

“Biz görgüsüzüz, gümüş kullanmanın suyunu çıkardık” demeyip işi asilliğe vuran Avrupalılar, Arap ve Yahudilerle karışmadıklarını ima etmek için mavi kanla övünüyorlardı. Bizim eşitlikçi, üretken, gariban şirinlerimiz asilzade miydi?

 

Peyo’ya ırkçı diyenler haklı mı çıkmıştı?

 

PEKİ STALİN VE SULTAN GALİYEV NİYE YOK?

 

Bir argüman daha var…

 

Her rengin her kültürde hemen hemen benzer anlamları ve önemleri var. Fakat mavi renk ve Yahudilik arasındaki ilişki, biraz daha mistik temellere dayanıyor. Kutsal kabul ediliyor.

 

Çizgi romanda / filmde temsil edilen iki karakter; Karl Marx (daha çocukken Yahudiliği reddettiği söylense de) ve Troçki Yahudi asıllıydı. Yahudiliği çok sonradan -2011’de- ispatlanan Lenin ise yoktu Şirinler’de. Yahudilerce Holokost’un dolaylı sorumlusu olarak gösterilen Gürcü Stalin de yoktu.  Devrimin dört atlısından biri olan, Tatar asıllı Sultan Galiyev de yoktu.

 

Durum böyle olunca …

 

Son günlerde Almanya’da oldukça popüler olan bir site var. Fişleme platformu olmakla eleştiriliyor. Sitede, Yahudi olduğu iddia edilen Almanların ve Avrupalıların listesi çarşaf çarşaf yayınlanıyor. Kolaylık olsun diye bir arama butonu bile koyulmuş.

 

Ayıp ettim belki ama Peyo’yu arattım. Çıkmadı.

 

Lenin’in Yahudi olduğu daha erken ispatlansaydı, Şirinler köyüne girebilir miydi bilmiyorum. Ama Sultan Galiyev olsaydı; eminim babam Şirinler’e daha sıcak bakardı.

 

Şov dünyasında her şeyin altından bir lobi faaliyeti aramak adettendir. Ben de öyle yaptım. ‘Sonuç?’ diye sorarsanız; iki argümanı da doğrulayacak ya da çürütecek sağlam verilerim yok.

 

Lakin…

 

Antik Roma’dan beri işçi sınıfının renginin mavi olması ve ikinci dünya savaşından sonra da “mavi yakalı” kavramının işçileri tanımlamak için kullanılmaya başlanması, Şirinler’in neden mavi olduğunun en makul açıklaması olarak duruyor.